12.01.2019

​SURİYE MESELESİ VE SON DURUM



Arap Dünyası için, Uluslararası İlişkilerde klişeleşmiş veciz bir söz vardır: Mısırsız Savaş, Suriye siz Barış olmaz diye. Bu sav geçmişte birçok defa kanıtlanmıştır. Bugün de bu savın doğruluğuna şahit olmaktayız. Suriye de, petrol yok, sanayi yok, turizm yok ve tarım yoktur. Verimsiz topraklar ve çöl vardır. Velhasıl yoksul bir ülkedir. Buna rağmen 20 ülke sorunun doğrudan bir parçası haline gelmiştir. Beşar Esad aslında Suriye için bir şanstı. İngiltere de tıp eğitimi almış dünyayı çok iyi okuyan ve ülkesinin şartlarını iyi bilen modern birisiydi ve başarılı işler yapmıştı. Ama, bölgenin kaderi olan kötü olaylar, 2010 yılında Tunus ta başlayan, Arap Baharı onu da vurmuştu. 2011 yılından bu tarafa ülke emperyalizmle boğuşmaktadır. Suriye rejimi, dünyanın ve bölgenin en güçlü ülkelerinin müdahil olduğu ve ülke de asker bulundurduğu bir durum da krizi çok akıllıca yürütmektedir. Ekonomisi ve askeri varlığı çöken ve ülke işgal altındayken ayakta kalmayı başarmıştır. Son birkaç aydır, Arap ülkeleriyle bozulan ilişkilerini de düzeltmeye başlamıştır. Önce Ürdün kraliyet yönetimiyle anlaşarak karşılıklı olarak sınırları açık tutmayı kabul etmişler, sonra, Sudan devlet başkanı El Beşir 17 Aralıkta Şam’ı ziyaret ederek yönetimi destekleyeceğini ilan etmiştir. Şimdi de, 25 Aralık ta, Birleşik Arap Emirliği 2011 den bu tarafa kapalı olan Şam büyükelçiliğini açacağını ilan etmiştir. Amerikan güdümünde ki Arap ülkeleri, 2011 yılından bu tarafa Suriye ile ilişkilerini kesmişler ve muhaliflere destek vermiştir. Bugün ne oldu da bu değişiklikler yaşanıyor ona bakmak gerekir. Birincisi, rejim ayakta kalmayı başarmıştır. İkincisi, ABD, İngiltere ve İsrail üçlüsü, Arapları bir kez daha yanıltmış ve birbirlerine düşürerek sömürülerini gerçekleştirmiş ve Arap yöneticiler sonucu gözleriyle görmüş ve bu kötü sonucu Arap halklarından saklayamamışlardır. Üçüncüsü, Suriye’yi yalnız bırakarak, İran’ın kucağına itmişler ve İran bölge de güçlü hale gelmiştir. Son olarak ta, Suriye de ki değişikliklerin kendi ülkeleri açısından da kötü sonuçlarının olacağının farkına varmalarıdır.

Türkiye, bu aşama da, açık veya gizli bir şekilde Esad rejimiyle temasa geçmeli ve geç kalmaması gerekir. Arap ülkeleri Amerika dan olumlu sinyal almadan Suriye ile görüşmez. Dolaysıyla, ABD ve İngiltere Esad rejimiyle gizliden pazarlık yapıyor veya görüşüyordur. Hattı zatın da, Suriye sorunu Suriye yönetimi olmadan çözülemez. Ülke de, muhatap alınacak bir otoritenin olması gerekir. Yeni bir otorite kurulamadığına göre sorunların çözümü için mevcut hükümetle konuşmak akıllıca bir davranış olacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son aylar da Esad hakkında çok konuşmamaktadır. Bu iyi bir gelişmedir. Münbiç müdahalesin de acele etmemesi ve ertelemeye gidilmesi önemli yeni bir durumun ortaya çıktığını gösterir. ABD’nin enteresan Suriye den çekilme kararından sonra, Türkiye’nin askeri müdahalesi güçlendi ama son bir haftadır, yoğun Rusya ve ABD diplomatik temasları askeri müdahale olmadan da YPG militanlarının Fırat’ın doğusuna çekilmesi sanki mümkün olacakmış gibi gözükmektedir. Türkiye’nin bölgeye asker ve mühimmat sevkiyatı televizyon kanallarından naklen verilmesi seçim yatırımı değilse sanki militanlara gözdağı ve caydırıcılık unsuru gibi durmaktadır. Gerçi her iki amaca da matuf bir davranışta olabilir gayet tabii. Suriye belirsizliği maalesef devam etmektedir. Ama Türkiye’nin askeri müdahalesi olacak mı veya olacaksa ne zaman olacak çok kısa bir süre de ortaya çıkacaktır. Temennimiz askeri müdahale olmadan YPG militanlarının bölgeyi terk etmesidir.

Prof. Dr. Haydar Çakmak
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.